YENİ
2. GRUP HARFLER İNORM TIKLAYINIZ
el yazısı font SİTEMİZDEKİ DÖKÜMAN VE ÇALIŞMALARI GÖRÜNTÜLEYEBİLMEK İÇİN BİLGİSAYARINIZDA EL YAZISI FONTLARININ YÜKLÜ OLMASI GEREKLİDİR.ÖNCE LÜTFEN EL YAZISI FONTLARI SAYFAMIZI ZİYARET EDİN.
İLKOKUL ( İLKÖĞRETİM ) ÖĞRETMENLERİ VELİLER ..........
ilkokuma yazma el yazısı öğretimi fontlar çizgi çalışmalrı el yazısı ile metinler hazırlamak için çizgili ve süslü boş sayfalar boyamalar
gruplara ayrılmış SESLER VE el yazısı çalışmaları
1. GRUP ( ELAT ) 2. GRUP ( İNORM )
3. GRUP ( UKIYSD ) 4. GRUP ( ÖBÜŞZÇ )
5. GRUP ( GCPH ) 6. GRUP ( ĞVFJ )
matematik kazanımları toplama çıkarma büyüklük küçüklük kavramı sayılar üzerine çalışmalar onluk birlik kavramı rakamlar sayma sayıları .....
hayat bilgisi kazanımları,
okulumuz ,ailemiz, çevremizi temiz tutalım,
sağlık ,hayvanlar
türkçe dil gelişimi, ses hece kelime cümle çalışmaları ,
OKUL VE ÇOCUK ŞARKILARI MARŞLAR
OKUMA BAYRAMI 23 NİSAN ÇALIŞMALARI
OKUMA BELGESİ ÖRNEKLERİ
Pulsuz Dilekçe (Çocuğunuzdan Mektup)
ÖĞRETMENLER VE VELİLER EV ÖDEVLERİNE NASIL YARDIMCI OLABİLİRLER?
1.SINIF HAYAT BİLGİSİ MATEMATİK TÜRKÇE ETKİNLİKLERİ
duyurular
volkanataozkan@hotmail.com
EĞİK EL YAZISI:
Eğik el yazısının bilinen karakteristik ve belirleyici özelliği el yazının soldan sağa doğru kesintisiz hareketlerle yazılmasıdır. Bu durum bireye yazma sırasında birçok fayda sağlamaktadır. Eğik el yazısında, öğrenci harfleri yazarken, elini hiç kaldırmadan belirli bir noktadan başlayıp yine belirli bir noktada bitirmektedir. Harflerin bu şekildeki kesintisiz akışı, yazının işlek, kıvrak ve devamlı olmasını; dolaylı olarak da öğrencilerin, harfleri ve yazacakları fikirleri yazma esnasında akılda tutmalarını mümkün kılmaktadır. El, dik temel harflerle yazı yazarken her harfin yazılışından sonra kalktığı için harfler arasında oranlı ve uygun boşluk bırakma problem olabilmektedir. Eğik el yazısındaki kesintisiz akış, dik temel harflerle yazı yazarken karşılaşılan harfler arasında oranlı boşluk bırakma problemini de ortadan kaldırmaktadır.
Eğik el yazısı, öğrencilerin kelime içindeki harfleri doğru öğrenmesinde de etkili olmaktadır. Çünkü elin doğru hareket etmesi, kelimenin içinde hangi harflerin olduğunu zihnen bilmeyi zorunlu kılmaktadır.
İlk yazma eğitiminde eğik el yazısı kullanımı, bazı harflerin simetrik olmasından kaynaklanan harfleri ters çevirme probleminin çözülmesine de katkı sağlayabilir. İlköğretim I. kademede öğrenciler, “b” ve “d” harflerinde veya “ev” ile “ve“ gibi kelimelerde terse çevirme hataları yapabilmektedirler. Eğik el yazısı kullanımında böyle bir terse çevirme problemi nadiren söz konusu olabilmekteyken; dik temel harfler kullanıldığında, bu harflerin veya benzer kelimelerin karıştırılması oldukça kolay olabilmektedir. Yapılan bir araştırmada, eğik el yazısı ile yazan öğrencilerin dik temel el yazısı ile yazan öğrencilere göre, birbirine benzeyen “b” ve “d” gibi küçük harflerin yazılışında daha az hata yaptıkları görülmüştür
Eğik el yazısında, yazı el hiç kaldırılmadan meydana getirilmektedir. Bu durum, yazarken geri dönüşleri engeller. Dik temel yazıda bu özellik yoktur. Bunu açıklayabilmek için bir piyanist örnek olarak gösterilebilir. Şöyle ki; piyanist bir parçayı icra ederken yanlış bir tuşa bastığında bu hatasını düzeltmek için bir fırsat bulamayacaktır.
Eğik el yazısı, dik temel harflerden daha hızlı bir yazma metodudur (Tarnowski vd., 2002). Eğik el yazısı kullanan bir öğrenci dik temel harfleri kullanan öğrenciye göre, yazma ödevlerini daha hızlı yapacaktır. Bu durum zamana karşı yapılan yazılı sınavlarda eğik el yazısı kullanan öğrencilere yarar sağlayacaktır.
Eğik el yazısında tüm harfler sadece bir noktadan (alt çizgiden) başlar. Oysa dik temel harflerin yazımı birbirinden farklı dokuz ayrı noktadan başlamakta, bu durum öğrencilerin kelimeleri yazarken defalarca durmasını ve durduğu yerden farklı bir yerden devam etmesini gerektirmektedir. Harflerin başlaması gibi yazarken sona erdiği noktalar da eğik ve dik temel el yazısında birbirinden farklıdır. Eğik el yazısında harfler sadece bir noktada tamamlanırken, dik temel harfler birbirinden farklı sekiz ayrı noktada tamamlanır. Eğik el yazısının bu yararları, hem eğik el yazısı alfabesini öğrenmeyi ve kullanmayı hem de hızlı yazmayı sağlar. Küçük eğik el yazısı harflerinin tümü aynı çizgide (alt çizgide) başlar ve aynı çizgide tamamlanır.
A.Beka (2003)'ya göre, harfleri bir araya getirmek suretiyle kelimeler oluşturmak aynı zamanda okumayı da geliştirmektedir. Bu durum kelimeler içindeki harfleri seslendirme becerisini de güçlendirmektedir. Diğer taraftan öğrenciler, eğik el yazısı ile ilk yazma eğitimine başladıklarında diğer stillerde yazılmış yazıları da kolaylıkla okuyabilmektedirler (a: Fitzgerald, 2004).
Öğrencilerin en azından kendi isimlerinin eğik el yazısı ile yazılışını bilmeleri gerekir, çünkü öğrenciler birer yetişkin olduklarında resmî işlemlerinde imzalarını el yazısı ile atmak zorunda kalacaklardır.
Eğik el yazısı öğretiminde acele edilmemelidir. Başarılı bir el yazısı öğretimi, bireysel farklılıklara bağlı olarak, ölçme değerlendirme ve yeterli alıştırma yapmaya bağlıdır. Öğrenciler eski öğrenmelerinin üzerine yeni bilgiler inşa edebilirler, fakat çok hızlı bir şekilde ilerlemek, tam öğrenmeyi engeller ve geride öğrenmeyen öğrenciler bırakabilir.
Eğik El Yazısı Harflerinin Öğretiminde Dikkat Edilmesi Gereken İlkeler
Eğik el yazısı çalışmalarında dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de harflerin konumlandırılışı ve yazılışıdır. Harflerin doğru olarak konumlandırılması hem yazının daha güzel görünmesini hem de nispeten yazının daha hızlı yazılmasını sağlayacaktır.
Harflerin yazımında dikkat edilmesi gereken üç ilke vardır:
1.Eğim: Harflerin normalde dik kabul edilen çizgileri yaklaşık 50 derecelik açıyla çizilmelidir. Harfler arasındaki boşluklar açıların birbirinden farklı olmasına neden olabilir, fakat temelde ve her durumda her harf için eğim aynı kalmalıdır.
Harflerin normalde dik kabul edilen çizgileri yaklaşık 50 derecelik açıyla çizilmelidir
2.Boşluk: İki kelime arasında bulunması gereken aralığa boşluk denir. Küçük harfler kullanıldığında boşluğun genişliği "u" harfi kadar olmalıdır. Yüksekliği büyük harfler kadar olan "d, p, t" kelimenin sonunda ise boşluk iki "u" kadar olmalıdır. "f, g, j, p, y ve z" harfleri kelimenin başında ise boşluk yine iki katı olmalıdır. Öğrenci kelimeler arasında uygun boşluk bırakamıyor ise, ıstampa kullanarak öğrencinin her bir kelime bittikten sonra kelime sonuna parmak basarak sonraki kelimeyi yazması sağlanabilir. Kelimeler arasına küçük sakız parçaları ya da öğrenciyi uyarıcı kuralları hatırlatıcı çıkartma türünden çeşitli ibareler yapıştırılabilir. Mümkün olduğunca postit türünden hatırlatıcı ve uyarıcı çıkartmaların kullanımı tercih edilmelidir (Olsen vd., 2003).
3. Yazının koyuluğu: Öğrencilerin harfleri, kaleme fazla bastırmadan yazmalarını sağlamak gerekir. Ancak, büyük harfler tek başına yazıldığında koyu yazılmalıdır. Küçük harflerin yazılışı öğretildikten sonra harflerin koyuluk derecesinin alıştırılması yaptırılmalıdır. Öğrenci kalemi çok bastırarak yazıyorsa; bu durum öğrencinin parmaklarının duruşunun farkında olmamasından kaynaklanıyor olabilir. Kol kaslarının kontrolünün yetersizliğinin de bu probleme neden olabileceği unutulmamalıdır. Ara sıra yapılan kalem tutuş alıştırmaları bu problemi çözebilir. Öğrencilere, kalemle grinin tonlarını yakalama çalışmaları yaptırılabilir. Bu sayede öğrenciler grinin tonlarının kalemin bastırılışından kaynaklandığının farkına varabilirler. Yazmayan bir kalem kullanarak, öğrenciye kalem üzerinde ne kadar baskı yapacağı da öğretilebilir. Öğrenciye, strafor üzerine kağıdını koyarak yazma çalışmaları yaptırılabilir; böylece kaleme ne kadar bastıracağını öğrenen öğrencinin kağıdı delme problemi önlenebilir. Bu problemi çözmek için gramajı düşük ince kâğıtlar da kullanılabilir. Bu durumun tam tersi öğrenci çok silik yazıyorsa, öğrenciye ağır(laştırılmış) kalemler verilerek tuttuğu kalemin farkında olması sağlanabilir. Doğru kalem tutuş çalışmaları da bu problemi düzeltmek için kullanılabilir.
Bu üç ilkeye ek olarak, güzel bir görünüm için kelimelerin defterde nerede başladığı ve bitirildiği hususu da önemlidir. Tüm etkinliklerde, defterdeki yatay çizgiyi takip etmenin ve dikey çizgide yazıyı bitirmenin ve başlamanın nasıl olacağı öğretilmelidir. Bütün bunların öğrenilmesi ve bu becerilerin geliştirilmesi el yazısının daha da güzelleşmesini ve işleklik kazanmasını sağlayacaktır (Olsen vd., 2003).
3.Eğik El Yazısı Öğretimi Sürecinde Öğretmenlerin Dikkat Etmesi Gereken İlkeler
1. Tutarlı Açıklamalar ve Geribildirim: Eğik el yazısı öğretiminde açık, tutarlı ve öğrencinin problemine dönük geribildirimler vermek veya açıklamalar yapmak en az doğruyu göstermek kadar etkili olabilmektedir (Hofmeister, 1992). Bundan dolayı öğretmenler yapacakları etkinliklerin amacını, dikkat edilmesi gereken ilkelerini önceden sözlü olarak açıklamalıdır.
2. Doğru Oturuş: Güzel ve doğru yazabilmek için doğru bir pozisyonda oturmak çok önemlidir. Öğrenciler yazma amaçlarına göre birçok pozisyonda oturarak yazabilirler ancak, bu pozisyonlardan en çok tercih edilmesi gerekeni, öğrencinin masanın tam karşısında oturduğu pozisyondur. Bu pozisyonda öğrencinin yönü, tam olarak masaya doğrudur, öğrenci masaya kesinlikle dayanmaz. Bu oturuşta vücudu dik tutmak esastır. Ayaklar sağlam bir şekilde zemine basmalıdır. Eğer, öğrencilerin ayakları zemine değmiyor ve zeminden destek almıyorsa ayaklarını
4.sabitleyebilmek için ayak altına kutu vb. şeyler konabilir. Defter, vücudun tam olarak ön tarafına gelecek şekilde sıranın üzerine yerleştirilir. Bu pozisyonda iken sağ kol 90 derecelik bir açıyla sıranın üzerinde tutulmalıdır. Sol el ise sıranın üstünde kağıdı tutacak şekilde yerleştirilmelidir. Eğer öğrenciler ayarlanabilir masalara oturuyorsa, masaların veya sandalyelerin boyutları düzgün yazma için ayarlanmalıdır. Doğru oturuşa bağlı olarak sağ kol masaya dokunmaktadır ancak, el bileği masanın yüzeyinden birkaç santim yukarıda durmalıdır.
Öğrencilerin yazı çalışmasında kullandıkları defter veya kâğıtların doğru konumlandırması da oldukça önemlidir. Kâğıt veya defter öğrencinin tam önünde ve masaya paralel bir şekilde konumlandırılmalıdır. Kâğıt veya defter öğrencinin rahatlıkla ulaşabileceği mesafede olmalıdır. Sol elli öğrenciler için, üzerinde yazı yazılan kağıdın sol üst köşesi en uzakta -sağ elli öğrenciler için bu durum tam tersi- olmalıdır (Şekil: 3). Öğrencilerin el kullanma durumlarına göre kağıdın alt köşesine bir ok işareti çizilebilir. İlerleyen haftalarda öğrencilerden bu ok işaretini kendi kendilerine koyması istenebilir. Böylece öğrenciler, kağıdı nasıl konumlandıracaklarını öğrenmiş olacaktır. Öğrenci, boşta kalan eliyle kağıdı uygun şekilde konumlandırabilmeli; şayet boşta kalan elini kullanamıyorsa, bu gibi durumlarda, çocuğun kullanmadığı eline bir ad verilmeli ve bu elini kullanarak kağıdı tutma işini ona gösterilmelidir. Küçük yaştaki öğrenciler kullanmadıkları ellerine sanki bir kişiden söz etmişçesine konuşulmasından hoşlanmaktadırlar.
Şekil 3: Sağ el ve sol el kullanımına göre kağıdın masa üzerinde konumlandırılması. Kâğıt, yazan ele pareler olarak konumlandırılmıştır.
3. Kalemin Tutuluşu: Kalem, elin baş, orta ve işaret parmağı arasında tutulmalıdır. İşaret parmağı neredeyse düz olmalı, başparmakla orta parmağın ucu birleştirilmelidir. Orta parmak, başparmağı kavrayacak şekilde tutulmalı ve işaret parmağının da yardımıyla kalem bu üç parmağın arasında tutulmalıdır. Kalemin ucuyla işaret parmağı arasında 1,5-
Şekil 4: Kalem işaret, baş ve orta parmak yardımıyla, ucundan 1,5-
Öğrencilerin, yazıları kötü değilse ve yazma egzersizlerinde acıdan kaynaklanan şikayetleri yoksa, kalem tutuş şekilleri ile ilgili olarak endişelenmek gereksizdir. İdeal olan, başlangıçtan itibaren öğrenciye kalemi nasıl tutacağını öğretmektir. Çünkü öğrenciler yanlış alışkanlıklar geliştirebilir ve bu alışkanlıkların düzeltilmesi hayli uzun zaman alabilir. Öğrenci yanlış alışkanlıklar geliştirmiş ve bu alışkanlıklar yeniden kalem tutuş eğitimiyle düzeltilmişse, bu şeklin muhafazası için her gün kısa bir süre doğru tutuş şeklinin alıştırması yapılmalıdır. Bu, öğrencinin yeni bir tutuş şekli edindiğinin farkına varmasını sağlayacaktır. Diğer tüm yazma etkinliklerinde olduğu gibi kalem tutuş çalışmalarında da öğrenci utandırılmamalıdır; aksi hâlde kalem tutuş şeklindeki değişikliklere karşı direnebilir (Olsen vd., 2003).
Öğrenci farklı bir kalemle (daha kalın, uzun veya kısa) yazdığında zorlanabilir. Küçük yaştaki öğrenciler büyük ebatlı kalemlerle yazmayı tercih ederler. Öğrencilere tercih ettikleri kalemle yazmaları konusunda sınırlama getirilmemelidir.
4. El, Bilek ve Kol Hareketleri: Yazı yazarken yukarıya doğru çizilen çizgiler baş ve işaret parmağının hareketleri ile çizilirken; aşağıya doğru inen çizgiler üç parmağın yardımıyla çizilir. Serçe ve yüzük parmağı kapalı bir şekilde tutularak kâğıt üzerine konur. Bu iki parmağın tırnakları ile elin kâğıt üzerinde kolayca kayması sağlanır. Öğrenci, eli açık bir şekilde başka bir ifade ile serçe ve yüzük parmağını bükmeden yazıyorsa, serçe ve yüzük parmağı sıkılarak, arasına sünger veya bilye sıkıştırılabilir ve öğrencinin kalemi kavraması istenebilir. Bu şekilde öğrencilere, yazarken kâğıt üzerinde tırnaklarının yardımıyla elini kaydırma becerisi kazandırılabilir. Yazmadaki hızlı hareketler, kolun hareketleri ve serçe-yüzük parmağının kâğıt üzerinde kayması ile ilgilidir. Bu hareketler, yazma etkinliğinin hızını, ahengini düzenleyen hareketlerdir. Kol hareketleri sadece büyük harflerin yazımında kullanılır. Omuzdan bağımsız olarak kalem kolla birlikte hareket ettirilir. Yine aynı şekilde el kâğıt üzerinde serçe ve yüzük parmağının tırnakları üzerinde kaydırılır. Bu hareketler ilk yazma öğretiminde öğrenciye kalıcı bir güzel yazı yazabilme alışkanlığı kazandırmak için öğretilmesi gereken hareketlerdir. Unutulmamalıdır ki, her bir hareketin otomatikleşmesi için mutlaka alıştırma yapmak gerekir.
5. Eğik El Yazısı Öğretiminde Değerlendirme: Eğik el yazısı çalışmaları muhakkak surette denetlenmeli ve öğrencilere uygun dönütler verilmelidir. Öğretmen dönütlerin yapıcı olmasına dikkat etmelidir. Olumsuz, utandırıcı veya açık olmayan dönütler yazı eğitiminde beklenen olumlu sonuçları vermeyecektir. Dönütlerin öğrencinin yazması üzerindeki etkisi de kontrol edilmelidir. Bu denetlemelerde öğretmen, kullanacağı ölçütleri belirlemeli ve öğrencilerin kesin olarak takip edebileceği yazım kavuzları kullanmalıdır. Yazı öğretiminde denetleme hayati öneme sahiptir, çünkü öğrencilerin yanlış öğrenmelerini düzeltmek ilk defa yazmayı öğretmekten daha zordur.
Öğretmen, aşağıda sıralanan ölçütleri öğrencilerin yazılarında gözlemlediğinde, öğrencilerinin iyi eğik el yazısı yazdığı sonucuna varabilir.
* Bütün küçük harflerin yükseklikleri doğru
* Bütün büyük harfler aynı yükseklik ve büyüklükte
* Kelimeler arası boşluklar uygun
* Kelime içindeki harfler arası boşluklar eşit
* Harflerin eğimi birbirine paralel
* Tüm harfler çizgi üzerinde aynı şekilde konumlanmış
Bu ölçütlerin tümü aynı zamanda gelişebileceği gibi her bir ölçütün gerçekleşmesinin farklı zamanlarda da olabileceği unutulmamalıdır.
Sonuç: Eğik el yazısı öğretiminin dik temel harflerin öğretimine bazı üstünlüklerinin olduğu açıkça görülmektedir. Örneğin; eğik el yazısı öğrenen ve kullanan öğrencilerin yazma hataları azalırken yazma hızları da artmaktadır. Öğrenciler yazılacak kelimeyi bir bütün olarak zihinlerinde tasarlamak zorunda olduklarından "kelime tanıma" ve "kelime hatırlama" becerileri gelişmekte aynı zamanda harfleri tanıma becerileri de artmaktadır. Eğik el yazısı ile ilk okuma-yazma eğitimine başlamak dik temel harflerin öğrenimini de kolaylaştırırken dik temel harflerle ilk okuma-yazma eğitimine başlayan öğrenciler eğik el yazısı öğretimi sırasında bazı zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Günümüzde "yazma işi" için bilgisayar, daktilo vb. çok çeşitli yazı makinelerinin kullanıldığı düşünüldüğünde; bireye ait, bireyin kimliğini gösteren bir yazıya sahip olmak oldukça önemli hâle gelmiştir. Öğretmenler tarafından etkili öğretim için süreci planlama, etkinlikleri çeşitlendirme vb. belirli ilkeler dikkate alındığında ilk okuma-yazma sürecinde beklenen fayda sağlanacaktır.
İlk okuma-yazmada kullanılması gereken yöntemin ne olacağı bu çalışmanın konusunun dışındadır ancak, MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığınca 2004 yılında hazırlanan Türkçe Eğitimi Programında eğik el yazısı öğretimi ile ilk okumayazmaya başlanacağı ön görülmüştür. Bu değişikliğin uygulanması durumunda, yani ilk okuma-yazma eğitiminde eğik el yazısı kullanılacaksa, metot sesten öğretim olmak zorundadır. Çünkü sesten öğretimde, önce harflerin sesleri ve şekilleri kavratılmakta, sonra hecelerin, kelimelerin ve cümlelerin öğretimine geçilmektedir. Eğik el yazısı öğretiminde de önce harflerin bir başlarına seslerinin ve şekillerinin öğretilmesi gerekmektedir. Bu durumda ilk okuma ve yazmada eğik el yazısı kullanılacaksa, kullanılacak öğretim metodunun da sesten öğretim olması gerekmektedir.
İlk yazma eğitime eğik el yazısıyla başlamak düşüncesi ve amacının, yıllardır cümle çözümleme yöntemiyle ilk okuma-yazma eğitimi verilen ülkemizde, bazı itirazlarla karşı karşıya kalacağı muhakkaktır. Bu itirazların temelinde alışılagelmiş metodun bırakılmasının zorluğu yatmaktadır. Gerçekte eğik el yazısı ile ilk okuma-yazmaya başlamanın ve sesten öğretimin, eğitsel açıdan birçok fayda sağlayabileceği unutulmamalıdır.
* Bu yazı Milli Eğitim Dergisi'nden (2005 sayı 168) özetlenerek alıntı yapılmıştır.
Yazarlar: Mustafa BAŞARAN Arş. Gör.; Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği ABD
Halit KARATAY Arş. Gör.; Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi ABD
Ses Temelli Cümle Yönteminin özellikleri şöyle sıralanabilir:
Ses Temelli Cümle Yönteminde ilk okuma-yazma öğretimi, dinleme, konuşma becerilerinden kopuk sadece okuma-yazma becerilerini geliştirme olarak değil Türkçe öğretiminin beş öğrenme alanı ile birlikte yürütülmektedir.
İlk okuma-yazma öğretimine seslerle başlanması, seslerin birleştirilmesi ile anlamlı heceler, kelimeler oluşturulması ve cümlelere ulaşılması öğrencinin bilgileri yapılandırmasını kolaylaştırmaktadır. Bu yönüyle Ses Temelli Cümle Yöntemi, yapılandırıcı öğrenme yaklaşımına uygun bir yöntemdir.
Türkçede her harf bir sesi karşıladığından bu yöntem Türkçenin ses yapısına uygundur.
Bu yöntem öğrencilerin duyduğu ve çıkardığı seslerin bilincine varmasını sağlamaktadır. Böylece öğrencilerin dil gelişimine (doğru telâffuz, akıcılık, sesleri ayırt etme vb.) katkıda bulunmaktadır.
Öğrencilerin bütün sesleri öğrenmesi, yazma sürecinde kelimeleri doğru yazmalarını sağlamaktadır.
Öğrenci yazı ile konuşma arasındaki benzerlikleri görmekte, yazının harflerin birleştirilmesiyle; konuşmanın ise seslerin birleştirilmesiyle yapıldığını anlamaktadır.
Öğrencilerin sözlü dilden yazılı dile geçmesinikolaylaştırmaktadır.
Bu yöntem ilk okuma-yazmayı öğrenme sürecinde öğrencilerin bireysel, zihinsel ve sosyal gelişimlerine katkı sağlamaktadır.
b.Ses Temelli Cümle Yönteminin İlkeleri
İlk okuma-yazma öğretim sürecinde dikkat edilecek ilkeler şunlardır:
İlk okuma-yazma öğretiminde;
Öğrencinin ön bilgilerinden hareket edilmelidir.
Özellikle ve öncelikle anlamlı heceler elde edilmelidir.
Oluşturulacak hecelerde aşağıdaki ölçütlere dikkat edilmelidir.
·Kolay okunması.
·Dilde kullanım sıklığına sahip olması.
·Anlamının açık ve somut olması.
·Anlamı görselleştirilebilir olması (canlandırılabilir, resmedilebilir vb.).
·İşlek hece yapısına sahip olması.
Kısa sürede cümlelere ulaşılmalıdır.
İmkânlar ölçüsünde görsellere başvurulmalıdır.
Somut ögelerden yararlanmaya ağırlık verilmelidir.
Hece tablosu hiçbir şekilde kullanılmamalıdır.
Öğrenilenlerin kalıcılığı sağlanmalıdır. Bu amaçla aşağıdaki etkinlikler kullanılabilir.
·Yeni öğrenilenleri önceki öğrenilenlerle ilişkilendirme.
·Öğrenci defterlerine yazma.
·Okuma ve yazılanları sergileme.
·Çalışma kitaplarında yer alan etkinlikleri yapma.
c.Ses Temelli Cümle Yönteminin Aşamaları
Ses Temelli Cümle Yönteminegöreilk okuma-yazma öğretimi aşağıdaki aşamalar izlenerek gerçekleştirilir.
1.İlk okuma-yazmaya hazırlık
2.İlk okuma-yazmaya başlama ve ilerleme
§Sesi hissetme ve tanıma
§Sesi okuma ve yazma
§Sesten heceler, hecelerden kelimeler, kelimelerden cümleler oluşturma
§Metin oluşturma
3.Okur yazarlığa ulaşma
İlk okuma-yazma çalışmalarında dinleme, konuşma, okuma, yazma ve görsel okuma-görsel sunu birlikte ele alınmalıdır. Bütün çalışmalar, Türkçe öğretim programının 1. sınıf düzeyindeki kazanımların gerçekleştirilmesine yönelik düzenlenmelidir.
KONU:
İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER
HAZIRLAYAN:
Çağlar KILIÇ
04630105
TÜRKİYE’DE İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ
A- GENEL BAKIŞ
Ülkemizde okuma yazma öğretiminin gelişimi şu şekilde özetlenebilir:
- Ülkemizde yaklaşık bin yıldan beri Arap harfleriyle okuma yazma öğretimi harf yöntemine uygun olarak yapılıyordu.
- Okuma yazmada Dr. Rüştü (1852’de) “elif” mertek gibi, “Be” tekne gibi “te” ona benzer diyerek harflerle nesneleri çağrıştırarak öğretim yapıyordu. Uyguladığı yöntem harfle öğretimdi.
- Selim Sabit Efendi 1874’te Elifba-i Osmani adlı bir alfabe yazdı. Harflerle ilgili sorular sorularak harfler kavratılıyordu.
- Okuma yazma öğretimiyle hayat Bilgisi dersi arasında ilişki kurulması 1892’de başlıyor.
- 1913’te yayınlanan Mektebi İptidaiye Müfredatında (İlkokul Programında) Satı Bey, okuma yazmada harf yöntemi öneriyor.
- Yöntem konusunda ilk ciddi öneri Nüzhet Sabit tarafından “Kelime Usulüyle Elifba” eseriyle oluyor. Çözümleme yönteminin savunucusu Nüzhet Sabit’le , Harf Yönteminin savunucusu Satı Bey yöntem konusunda tartışıyorlar.
- İlkokuma yazma konusunda ilk ciddi çalışma 1924 yılında “Alfabe Kongresinde” yapılıyor. “Ses” yöntemiyle “sözcük” yöntemlerinden birinin seçilmesi 1924 ilkokul programında öğretmene bırakılıyor. İki yıl uygulamadan sonra Harf ve Ses yöntemiyle okuma yazma Heceleme ile sonuçlanıyor. Harf ve ses yöntemi yasaklanıyor.
- İlkokuma yazma öğretiminde “Sözcük” ve “Karma Yöntem” 1926 İlkokul programında öngörülüyor. “Decroli Usuluyle İlkokuma Yazma Öğretimi” adlı kitap Sadrettin Celal Anten tarafından Türkçe’ye çevrilmesiyle 1936 ilkokul programıyla ilkokuma yazma öğretiminde cümle öğretimi esas olarak alınıyor.( Güleryüz, 2000 S:88)
- 1948 ve 1982 de de aynı şekilde devam ediyor.
- 2563 sayılı Tebliğler Dergisi’nde yer alan kararla Türkçe Dersi Öğretim Programı değişmiştir. Buna göre 1982 yılından bu yana uygulanmakta olan Çözümleme yöntemi yerini Ses Temelli Cümle Yöntemine bırakıyor.
B- CUMHURİYETİN KURULUŞ YILLARINDAKİ PROGRAM
İlk mekteplerin Müfredat Programı’nın İlkokuma-yazma “Alfabe Öğretiminde Muhtelif Usuller” başlığı altında aşağıdaki metotlara yer verilmektedir:
1-Tesmiye Usulü ( Adlandırma, İsimlendirme Metodu ) : Harfleri önce (a) , be (b) , cim (c) , dal (d) , sin(s) gibi isimleriyle belirtip sonra heceler ve kelime oluşturmaktan ibarettir. İsimden sese dönüşüm güç olduğundan bu yöntem heceleme ile sonuçlanmaktadır. Bu yöntem ile alfabe okumak yasaktır.
2-Savti Usul (Ses Metodu) : Bu metotta önce kelimeler hecelere, heceler seslere çözümlendikten sonra çıkarılan sesin harfi yazdırılır.
3-Kelime Usulü : Bu metotta harfler ve heceler öğretilmeden doğrudan doğrudan kısa cümleler içindeki kelimeler öğretilir.
4-Muhtalit ( Karışık) Usul : Ses metodu ile kelime metodunun karışımından meydana gelmiştir. Bu metot ile öğretim yapılırken sesler somut olarak mesela be (b), cim (c), kaf (k) şeklinde telaffuz ettirilmeyerek kendilerinden sonra gelen ses ile birlikte ( örneğin; baba, baca, ada, kaba gibi) anlamlı kelime ve heceler içinde öğretilecektir.( Dikmen, S:18)
C- 1936 İLKOKUL PROGRAMI
“İlkokuma yazmada basit cümle ve kelimelerden harekete geçilmek suretiyle terkibi-tahlili (birleşim-çözümleme) bir yoldan yürünerek okuma yazma mekanizması kazandırılacaktır” şeklinde ifade edilmektedir. Yani 1936 programında kısa, basit cümle ve kelimeleri başlangıç kabul edip sentez ve çözümleme ile öğretilmesi öngörülmüştür. Cümle yöntemi esas olmak üzere harf metodunun da uygulanabileceği ifade edilmiştir.( Güleryüz, 2000 S: 88)
D- 1948 İLKOKUL PROGRAMI
“İlkokuma ve yazmaya, basit cümlelerle başlanacaktır. Zamanla bu cümleler kelimelere, kelimeler hecelere, heceler ise harflere bölünecektir. Bu çözümlemeler sonunda elde edilen kelime, hece ve harfle yeni cümleler ve kelimeler teşkil edilecektir” şeklinde ifade edilmiştir. Ancak çözümleme metodu Cumhuriyetin kuruluş yıllarında öngörülmekle birlikte buna uygun bir kitabın olmaması sebebiyle 1948’e kadar kullanılmamıştır. 1948 de uygulanmaya başlanmasıyla birlikte olumlu sonuçlar alınmıştır. .( Güleryüz, 2000 S: 89)
E-1968 VE 1982 İLKOKUL PROGRAMI :
“İlkokuma ve yazmaya, öğrencilerin anlayabileceği kısa cümlelerle başlanmalıdır. Zamanla bu cümleler kelimelere, kelimeler hecelere bölünmelidir. Daha sonra heceler içindeki harflerin sesleri sezdirilmeye çalışılmalıdır. Bu çözümlemeler sonunda elde edilen kelime, hece ve verilen harflerle yeni cümle ve kelimeler kurulmalıdır” şeklinde ifade edilmiştir. 1948 ilkokul programından farkı ise; büyük ve temel harflerin birlikte öğretilmesidir. ( Güleryüz, 2000 S: 89)
İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER
A-BİREŞİMSEL YÖNTEMLER:
1- HARF (ALFABE) YÖNTEMİ:
Bu yöntemle çocuğa önce harflerin adı öğretiliyor. Sonra sessiz harfle sesli harf çatılarak heceler, hecelerden sözcük , sözcüklerden cümleler oluşturuluyor.
2- SES (FONETİK) YÖNTEMİ :
Bu yöntem seslerin adını vererek değil , sesi tanıtarak işe başlamaktadır. R harfinin sesi verilirken sadece “rrrr” diye ses çıkarılır. E sesi “r” harfinin önüne eklenmez. Daha sonra bilinen ünlüler arkasına eklenerek iki hecelik sözcük oluşturulur. Seslerle adları aynı olduğu için önce ünlü harfler öğretilir sonra açık (iki harfli) hecelere geçiliyor.
3- HECE YÖNTEMİ
Heceler ( hece tablosu ) öğretiliyor. Sonra hecelerden sözcük, sözcüklerden cümleler oluşturuluyor.
B-ÇÖZÜMSEL YÖNTEMLER:
1- SÖZCÜK YÖNTEMİ
Okuma yazma çalışmalarına öğrenci için anlamlı olan sözcüklerin öğretimi ile başlanır. Öğrenciler öğretilen sözcükleri cümle içinde kullanır. Sözcüklerin yanına resimlerde konularak öğretim yapılır. Bu yöntemde öğrencinin dikkati “hece, harf, ses” gibi sözcük ayrıntılarına çekilir. Bir metnin anlaşılması ve yeni sözcüklerin okunulması için hem birleşim hem de çözümleme yönteminden yararlanılır.
2-CÜMLE (ÇÖZÜMLEME) YÖNTEMİ
Öğretime çocuğun günlük dilinden alınan cümlelerle başlanıyor. Cümlelerden sözcüklere hecelere, harflere (sese) doğru gidiliyor. Bu yöntemin evreleri şöyledir:
1- Hazırlık Dönemi
2- Cümle Dönemi
3- Kelime Dönemi
4- Hece Dönemi
5- Serbest Metin okuma yazma dönemi
3- ÖYKÜ YÖNTEMİ
Öğretime doğrudan kısa metinler okutularak başlanıyor. Metinin anlam bütünlüğü olduğu için okuma alıştırmaları çekici oluyor. Öğrenciler bir yandan çizgi çalışmaları yaparken diğer yandan metinle “dinleme- anlama” ve “konuşma” çalışmaları yapabilir.metindeki cümleler öğrencilerle birlikte belirlenerek yazılır, içlerinden kolay olan iki sözcüklü cümleler öğrencilere verilir. Cümleler belli bir zaman sonra ( 10-15 adet olduktan sonra) çözümlenmeye başlanır. Okuma yazmanın son aşaması olarak da hece çözümlenmesiyle ses çalışması yapılır.
4- KARMA YÖNTEM
Karma yöntemin uygulanmasında iç tutarlılık yoktur. Uygulayıcı bir gün cümle verir sonra ses verir, ardından hece çalışması yapabilir.(Nas, 1999 S:46,47,48)
İLKOKUMA YAZMA ÖĞRETİMİNDE UYGULANAN YÖNTEMLERE YAPILAN ELEŞTİRİLER
1-HARF YÖNTEMİNİN ELEŞTİRİSİ:
- Harflerin adlarını öğrenmek sözcüklerin doğru okunmasını sağlamıyor.
- Harf soyuttur, çocuk için anlam taşımıyor.
- Çocuğun ilgisini çekmiyor, çocuğa okuma zevki vermiyor.
- Harflere takıldığı için çocuk hızlı ve düzgün okuyamıyor.
- “Anlamaya” değil “sözcüğe” yönelik olduğundan çocuk okuduğun bir şey anlamıyor.
2-SES YÖNTEMİNİN ELEŞTİRİSİ:
- Çocuk; harflerin sesleriyle, heceleriyle uğraşırken sözcüğün ve cümlenin anlamını kavrayamıyor.
- Anlamadan okuyor, anlamayınca da okumaktan soğuyor.
- Sessiz harfler sesli harflerle telaffuz edilirken araya başka sesler ilave oluyor ve sözcük gerçek anlamıyla okunamıyor.
3-HECE YÖNTEMİNİN ELEŞTİRİSİ:
- Anlamsız heceleri tekrarlamak çocuğu sıkıyor, yoruyor.
- Bu yöntem basit hece yapısı olan İspanyolca, Japonca, Portekizce ve bazı Afrika dillerine uygun düşmektedir.
- Başlangıçta öğrenciye heceler sözcük ve cümle içinde öğretilmeyecek olursa, öğrenciye aşırı bir hafıza gayreti yüklenir. Bu durumun öğrencinin okumayla ilgisini kesme ihtimali vardır.
4-SÖZCÜK YÖNTEMİNİN ELEŞTİRİSİ:
- Tek tek sözcüklerin okunması; doğru, hızlı, anlayarak okumak için yeterli değildir.
- Sözcük yöntemi ; İngilizce, Fransızca, Almanca gibi dillerin öğretiminde uygulanması uygun olur. Bu dillerde birçok sözcüğün yazılış ve okunuşu birbirinden çok farklıdır. Türkçe’nin imlası fonetik olduğundan çocuklara sözcükleri basma kalıp öğretmeye gerek yoktur.
5-CÜMLE YÖNTEMİNİN ELEŞTİRİSİ :
- Cümlelerin kısa, çocuğa uygun olması gerekir. Değilse çocuk zorlanır.
- Sözcükleri tanıtmakta, dolayısıyla çözümlemeye geçmekte gecikilirse verim düşer.
6-METİN YÖNTEMİNİN ELEŞTİRİSİ:
Metinler çocuğa göre ( kısa, tekerleme havasında ) oluşturulmazsa istenen verim elde edilemez. (Nas, 1999 S:46,47,48)
REFORM:
2563 sayılı Tebliğler Dergisi’nde yer alan kararla Türkçe Dersi Öğretim Programı değişmiştir. Buna göre 1982 yılından bu yana uygulanmakta olan Çözümleme yöntemi yerini SES TEMELLİ CÜMLE YÖNTEMİ’ ne bırakmıştır.
SES TEMELLİ CÜMLE YÖNTEMİNİN AŞAMALARI:
Ses Temelli Cümle Yöntemine göre ilk okuma-yazma öğretimi aşağıdaki aşamalar izlenerek gerçekleştirilmektedir.
1- İlk okuma-yazmaya hazırlık.
2- İlk okuma-yazmaya başlama ve ilerleme.
· Sesi hissettirme ve tanıma
· Sesi okuma ve yazma
· Sesten heceler, hecelerden kelimeler, kelimelerden cümleler oluşturma
3- Okur yazarlığa ulaşma. (
“ ÇÖZÜMLEME Mİ ? BİREŞİM Mİ ?”
YÖNTEMLERİN KULLANILMA GEREKÇELERİ
Cümle Yönteminin ve yeni uygulamaya koyulan Ses Temelli Cümle yönteminin uygulanmasına ilişkin görüş ve gerekçeleri aşağıda sunulmuştur.
SES TEMELLİ CÜMLE YÖNTEMİNİN GEREKÇELERİ :
Ses temelli cümle yönteminin özellikleri ve uygulanmasındaki gerekçeler şu şekilde sıralanmıştır:
- Ses Temelli Cümle Yönteminde ilk okuma-yazma öğretimi, dinleme, konuşma becerilerinden kopuk sadece okuma-yazma becerilerini geliştirme olarak değil Türkçe öğretiminin beş öğrenme alanı ile birlikte yürütülmektedir.
- İlk okuma –yazma öğretimine seslerle başlanması, seslerin birleştirilmesi ile anlamlı heceler, kelimeler oluşturulması ve cümlelere ulaşılması öğrencinin bilgileri yapılandırmasını kolaylaştırmaktadır. Bu yönüyle Ses Temelli Cümle Yöntemi, yapılandırıcı öğrenme yaklaşımına uygun bir yöntemdir.
- Türkçe’de her harf bir sesi karşıladığından bu yöntem Türkçe’nin ses yapısına uygundur..bu yöntem öğrencilerin duyduğu ve çıkardığı seslerin bilincine varmasını sağlamaktadır. Böylece öğrencilerin dil gelişimine (doğru telaffuz, akıcılık, sesleri ayırt etme vb.) katkıda bulunmaktadır.
- Öğrencilerin bütün sesleri öğrenmesi, yazma sürecinde kelimeleri doğru yazmalarını sağlamaktadır.
- Öğrenci yazı ile konuşma arasındaki benzerlikleri görmekte, yazının harflerin birleşmesiyle yapıldığını anlamaktadır.
- Öğrencilerin sözlü dilden yazılı dile geçmesini kolaylaştırmaktadır.
- Bu yöntem ilk okuma-yazmayı öğrenme sürecinde öğrencilerin bireysel, zihinsel ve sosyal gelişimlerine katkı sağlamaktadır.( M.E.B. Türkçe Öğretim Programı Klavuzu)
NOT: Ses Temelli Cümle yöntemiyle birlikte birinci sınıftan itibaren Bitişik Eğik Yazı uygulamasına geçilmiştir bunun gerekçeleri ise şöyle sunulmuştur:
1- İlk okuma-yama öğrenmeye başlayan öğrencilerin, kalemi ellerine ilk aldıklarında eğik ve dairesel çizgiler çizdikleri gözlenmektedir.
2- Öğrenciler anatomik yapıları gereği satır üzerinde kalemi eğik olarak tutmaktadırlar.
3- Bitişik eğik yazının akıcı ve kesintisiz olması , soldan sağa doğru yazı yönünü desteklemektedir.
4- Bitişik eğik yazı geri dönüşlere izin vermemektedir. Bu durum yazının akıcı ve doğru yönde gelişimini sağlamaktadır.
5- Bitişik eğik yazı, harflerin doğru yazımını desteklemektedir. Harflerin yazılış yönlerinin karıştırılması sorununun ortaya çıkmasını önlemektedir.
6- Bitişik eğik yazıdaki süreklilik düşüncelerdeki sürekliliğe yansımakta, birbirlerini desteklemektedir. Yazıda kullanılan bu akıcılık okuma becerisine de olumlu yönde yansımaktadır.
7- Dik temel harflerin ardından bitişik eğik yazı harfleri ile yazmaya başlayan öğrenciler bitişik eğik yazıya geçişte güçlük çekmektedirler. Bu nedenle ilk okuma-yazma öğretimine bitişik eğik yazı ile başlanmalıdır.
8- Yapılan araştırmalar, öğrencilerin bitişik eğik yazı harflerini yazmada bir problemle karşılaşmadıklarını ve bu yazı türünden zevk aldıklarını göstermektedir.
9- Bitişik eğik yazının estetik görünümü, öğrencilerin estetik bakış açısı geliştirmelerine yardımcı olmaktadır. Bitişik eğik yazı öğretimi ile sanat, resim ve müzik derslerinin öğretimleri arasında ilişki bulunmaktadır. ( M.E.B. Türkçe Öğretim Programı Klavuzu)
CÜMLE YÖNTEMİNİN GEREKÇELERİ:
1- Öğretime cümlelerden başlamak çocuk psikolojisine uygundur. Çocuk ( yetişkin de) nesneleri bütünsel olarak, toptan algılar. Ayrıntıları hemen göremez. Öyleyse ilk okuma-yazma öğretimine çocuk için anlamlı, kısa cümlelerle başlanmalıdır.
2- Çocuk için cümleler anlamlı, harfler ise soyut anlamsızdır. Cümle yönteminde çocuk daha ilk günden itibaren gördüğü bir sözcüğü hecelemeden okuyabilir bir hale gelebilir.
3- Dilde birim, cümledir. İnsan anlaşmak için- konuşurken de yazarken de- cümle kurar. Cümledir önemli olan.
4- Okurken önemli olan, anlamlı, doğru ve çabuk kavramaktır.Bu da ancak cümle (metin) okumakla gerçekleşir.
5- Genel bir ilke olarak çocukların yaşantılarından hareket etmek gerekir. Fiş cümleleri çocukların yaşantılarına göre oluşturulacağı için bu ilkeye de uyulmuş olur.
6- İlk okuma-yazma öğretiminin cümlelerle yürütülmesiyle, çocuklar dilin yazım ve dilbilgisi kurallarını sezerler. Noktalama işaretlerinin görevlerini kendiliğinden öğrenirler. (Nas, 1999 S:56)
SONUÇ:
Peki hangi yöntem uygulanmalı? ...
Recep Nas, “ Metinlerle İlkokuma Yazma Öğretimi” adlı kitabında bu konuyla ilgili şöyle demiştir: “Çözümleme metodunun savunucuları bir çok yönden bu metodu diğer metotlardan üstün tutmaktadırlar. Bunun gerekçeleri olarak ta çocuk psikolojisine daha uygun olduğunu, bütünü algılamakta zorluk çekmeyen o yaş çocuğunun fizyolojik ve psikolojik gelişimine daha uygun olduğunu, çocuk için daha anlamlı okuma alışkanlığı kazandıracağını söylemektedirler.Harf yönteminin savunucuları ise son dönemlerde okuma yazma öğretiminde görülen başarısızlıkları Çözümleme yöntemine bağlamaktadır.
Bilindiği gibi tümüyle yetkin bir yöntem yoktur. Her yöntemin üstünlükleri kadar sınırlılıkları da vardır. Öyleyse en doğrusu bilinen yöntemlerin hepsini kullanmaktır. Böylece bir yöntemin sınırlılıkları bir başkasının üstünlüğüyle giderilebilir.
Yöntemlerin hepsini kullanmak hem çözümlemeye hem bireşime yer vermekle mümkündür. Yalnız bu önce çözümleme sonra bireşim yapılacağı anlamına gelmez. Çözümlemeyle bireşim iç içe kullanılacaktır.zaten çözümlemeyle bireşim iç içe kullanılır. Çözümleme bireşimle sonlandırılır. Ama önce bütün tanıtılır, sonra öğelere geçilir.”Bütün-parça-bütün” ilkesi benimsenir.
Peki bütün metin midir, cümle midir, sözcük müdür? Dilde birim cümledir. Öyleyse cümleden başlamak ve bu cümlelerden hemen bir metin oluşturmaktır doğru olan.”
KAYNAKÇA :
Recep NAS “Metinlerle İlkokuma Yazma Öğretimi”
Selahattin DİKMEN “İlkokuma Yazma Öğretimi Öğretmen Rehberi”
Hasan GÜLERYÜZ “İlkokuma Yazma Öğretimi”
M.E.B. Talim Terbiye Kurulu Başkanlığınca hazırlanan Türkçe Öğretim Programı Klavuzu ( Taslak Baskı) (1-5. Sınıflar)

